Dezavantajlıların Sitesi

 

Hayata Dahiliz Biz

 

Dinle Kalbimi

 

Sizi "Sayıyoruz"

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün134
mod_vvisit_counterDün369
mod_vvisit_counterBu Hafta1552
mod_vvisit_counterGeçen Hafta3581
mod_vvisit_counterBu Yıl10871
mod_vvisit_counterGeçen Ay8074
mod_vvisit_counterHepsi145828
Kirli İttifak PDF Yazdır e-Posta
(1 - user rating)
Alper Şirvan tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 15 Şubat 2010 14:17

Türkiye’de son dönemde İslamcılık diye nitelenen akımın, önemli fikir insanlarından merhum Necip Fazıl, eserlerinde “birey-toplum” ilişkisini kendi ideolojisi açısından şöyle açıklar:

“Nasıl ki kangren olan uzvu ‘vücudu yaşatmak adına’ kesmekten çekinmiyorsak, toplum sağlığı için kangren haline gelmiş bireyi ortadan kaldırmaktan geri durulmamalıdır! Ta ki, vücud tamamen kurtulana kadar…”

N.Fazıl’ın dile getirdiği ve onu referans aldıklarını ifade eden  ve  2002 yılından bu yana ülkenin son 8 yılına “yönetim” anlamında damga vurmuş malum kişi ve kurumların fikir dünyasında “birey” yoktur. Her şey, esas hedef olan “toplum” içindir. (En azından teorik olarak böyledir)

İlk bakışta naif ve olumlu bir şeymiş gibi görünen bu düşünceye göre inşa edilmesi hedeflenen “topluma” ulaşana kadar bireyi fikir ve gönül kölesi yapmak mubahtır. Bir zamanlar başka birilerinin dediği gibi: “Savaşa hayır ama kurtuluşa kadar savaş!”

Ülkenin son dönemine damga vuran ve revize edile edile “millet” yerine “ümmet”; “toplum” yerine “cemaat” noktasına gelip zaten çok olmayan “vatan-millet-bayrak” kavramlarından uzaklaşıp “şeyhim/hocam ne derse odur” şahikasına ulaşan zevat, aklını ve iradesini başkalarına vermiş bedenler olarak dolaşmaktadırlar.

***

“İkinci Cumhuriyet” gibi şu an içinin başkalarınca doldurulmasına izin verilen liberal bakışın “birey-toplum” ilişkini ise sanal âlemde yıllardır dolaşan, Altanlara atfedilen şu hikâyeden görüyoruz:

“Çocuk, elinde parçalanmış bir dünya haritası ile babasına gelir.
-Baba, dünya haritası koptu, düzeltemiyorum… Hangi parça nereye ait bilemiyorum, yardım et lütfen!
Babası diğer odaya geçer ve kısa sürede tamamlanmış bir haritayla geri döner. Çocuk şaşırır; “nasıl yaptın?” diye sorar. Baba, kendinden emin cevap verir:
-Haritanın arkasında insan resmi vardı. Onu düzelttim. İnsanı düzeltince dünya da kendiliğinden düzelmiş oldu.”

“İkinci Cumhuriyetçi -liberal” bakışa göre her şeyin temeli insandır. Toplum diye bir şeyin adı bile anılmaz. “Önce İnsan”, toplumsal duyarlılığı tamamen reddeder. “Komşusu açken tok yatmak”, adeta bir erdemdir. Kapital her şeyin anahtarıdır. Vatan, millet, bayrak gibi kavramlar, bu düşünce için “yok edilmesi gerekli” kavramlardır.

Birbirine taban tabana zıt olduğu açıkça belli bu iki grubu neden mi anlattım?

2010 Türkiye’sinde en temel konularda bile birbirinin gözünü rahatlıkla oyabilecek bu iki grubun, edindikleri  “ortak düşman (Atatürk Türkiye’si ve Cumhuriyet)” etrafında birleşmeleri ibret verici bir durumdur da ondan...

Geçtiğimiz günlerde bir TV programında konuşan malum cemaatin kalemşorlarından birine “liberal bireysel düşünceyi” sordular. Verdiği “özenli” cevap şu oldu:

"-Dikkatle takip ediyoruz, okuyoruz. Ama onların Türkiye’de başarılı olmaları mümkün değil, çünkü ‘toplumsal tabanları’ yok!”

Cevaba ne kadar “özense de”, liberalizm hususunda tek satır okumadığı belliydi. Okusa, bireycilik temelli liberalizmin “toplumsal tabana” ihtiyaç duymayacağını bilmesi gerekirdi. Kendisi “bireyi kutsayan” bir hareket, varlığı için tehlike olarak görüp reddettiği bir şeye neden ihtiyaç duysun?

Yoksa yazar, bu hakikati bildiği hâlde “hele önce şu Atatürk, sonra da onun kurduğu Cumhuriyet ve değerlerinin icabına bakalım;  sırası gelince  liboşları da kolayca hallederiz” mi demek istedi?

Takdir sizin!

Bunu Kullan: Bunu Kullan: Bookmark Google Yahoo MyWeb Del.icio.us Digg Facebook Myspace Reddit Ma.gnolia Technorati Stumble Upon
Bu Eser 367 Kere Okundu
 


internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.